1 TEMMUZ – 30 EYLÜL 2026 TARİHLERİ ARASINDA BASINA YANSIYAN ÇOCUKLARA YÖNELİK ŞİDDET VAKALARININ İNCELEMESİ

0
46
  1. GİRİŞ

Çocuklara yönelik şiddet, yalnızca bireysel vakalarla sınırlı olmayan; aile, okul, sosyal çevre ve toplumsal yapı içerisinde farklı biçimlerde ortaya çıkan önemli bir toplumsal sorundur. Basına yansıyan vakalar, bu sorunun görünür kısmını oluşturmakla birlikte; şiddetin türü, mağdurların demografik özellikleri, şiddet eylemini gerçekleştiren kişilerin profili ve olayların gerçekleştiği bağlama ilişkin önemli veriler sunmaktadır. Bu yönüyle basın taramaları, çocuklara yönelik şiddetin güncel görünümünü ortaya koymak ve dönemsel eğilimleri izlemek açısından önemli bir veri kaynağı niteliği taşımaktadır.

SAMER Saha Araştırmaları Merkezi tarafından yürütülen bu çalışma kapsamında; 1 Temmuz – 30 Eylül 2026 tarihleri arasında çocuklara yönelik şiddet vakaları basın taraması yöntemiyle derlenmiştir. Basın taraması sonucunda, söz konusu dönemde çocuklara yönelik toplam 248 çocuk mağdur kaydı tespit edilmiştir. Çalışma sürecinde Evrensel, Bianet, JINNEWS, Mezopotamya Ajansı, T24, İlke TV, Rûdaw Türkçe, NTV Haber ve Yeni Yaşam başta olmak üzere çok sayıda ulusal ve yerel basın kaynağı taranmıştır. Bunun yanı sıra, Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Dokümantasyon Merkezi tarafından yayımlanan günlük insan hakları raporları/bültenleri ile İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG Meclisi) tarafından yayımlanan veriler de tarama sürecine dâhil edilmiştir. Farklı kaynaklardan derlenen veriler sınıflandırılarak SPSS ortamına aktarılmış ve tablolar aracılığıyla analiz edilmiştir.

Basın taraması sonucunda elde edilen veriler değerlendirildiğinde, vakaların %35,1’inin Temmuz, %28,2’sinin Ağustos ve %36,7’sinin Eylül ayında gerçekleştiği görülmektedir. Bu dağılım, vakaların Eylül ve Temmuz aylarında birbirine yakın oranlarda seyrettiğini, Ağustos ayında ise daha düşük bir oranda gerçekleştiğini göstermektedir.

Mağdurların cinsiyet dağılımı incelendiğinde, vakaların %52,8’inin oğlan çocukları, %33,1’inin kız çocukları ve %14,1’inin bilinmiyor kategorisinde yer aldığı görülmektedir. Çapraz analizler dikkate alındığında, şüpheli ölüm kategorisinin her iki cinsiyet grubunda da en yüksek paya sahip olduğu; oğlan çocuklarına ilişkin kayıtların %69,5’inin, kız çocuklarına ilişkin kayıtların ise %58,5’inin bu kategoride yer aldığı görülmektedir. Buna karşılık, cinsel istismar kategorisinde kız çocuklarına ilişkin kayıtların %22’si, oğlan çocuklarına ilişkin kayıtların ise %1,5’i yer almaktadır. Ayrıca darp/yaralama kategorisinde oğlan çocuklarına ilişkin kayıtların %22,9’u, kız çocuklarına ilişkin kayıtların ise %12,2’si yer almaktadır. Bu bulgular, şiddet türlerinin cinsiyete göre farklılaşan bir dağılım gösterdiğini ortaya koymaktadır.

Mağdurların yaş dağılımı incelendiğinde, vakaların en yüksek oranda 15-17 yaş grubunda (%25) yer aldığı; 2-5 yaş (%22,2) ve 6-11 yaş (%21) gruplarının da birbirine yakın oranlarla toplam vakalar içerisinde önemli bir paya sahip olduğu görülmektedir. Yaş grupları ile şiddet türleri birlikte değerlendirildiğinde, şüpheli ölüm kategorisinin özellikle 2-5 yaş grubundaki kayıtların %85,5’ini, 0-1 yaş grubundaki kayıtların %66,7’sini ve 6-11 yaş grubundaki kayıtların %63,5’ini oluşturduğu anlaşılmaktadır. Buna karşılık, cinsel istismar kategorisinin yaş bilgisi bilinen vakalar içerisinde 12-14 yaş grubundaki kayıtların %15,9’unu, darp/yaralama kategorisinin ise 15-17 yaş grubundaki kayıtların %29’unu ve 6-11 yaş grubundaki kayıtların %28,8’ini oluşturduğu görülmektedir.

Şiddet türlerine göre dağılım incelendiğinde, vakaların ağırlıklı olarak şüpheli ölüm (%57,7) kategorisinde toplandığı, bunu darp/yaralama (%25) ve cinsel istismar (%10,5) vakalarının izlediği görülmektedir. Bu çalışmada cinsel istismar kategorisi oluşturulurken; basında doğrudan “cinsel istismar”, “nitelikli cinsel istismar”, “cinsel taciz” ve “cinsel saldırı” olarak yer alan vakalar birlikte değerlendirilmiştir. Bunun yanı sıra yalnızca “istismar” ifadesiyle aktarılan vakalar da içerikleri esas alınarak değerlendirilmiş ve cinsel istismar kapsamında olduğu görülen vakalar aynı kategori altında ele alınmıştır. Öte yandan taciz başlığı altında yalnızca sözlü ve fiziki taciz vakalarına yer verilmiş, cinsel içerikli olanlar ise cinsel istismar kategorisine dâhil edilmiştir. Ayrıca, basın kaynaklarında şüpheli ölüm olarak aktarılan vakaların yanı sıra ihmal sonucu ölümler ile intihara sürüklenme vakaları da aynı başlık altında değerlendirilmiştir. Çocukların çalıştıkları işlerde meydana gelen kazalar sonucu yaşamını yitirdiği vakalar da ihmal sonucu ölümler kapsamında değerlendirilerek şüpheli ölüm kategorisine dâhil edilmiştir.

Faillerin mağdura yakınlık derecesi incelendiğinde, vakaların %67,7’sinde bilinmiyor kategorisinin yer aldığı görülmektedir. Belirlenebilen vakalar içerisinde ise tanımadığı biri/birileri (%8,1), arkadaşı (okul-iş) (%6,9) ve tanıdığı biri/birileri (%4,8) kategorileri öne çıkmaktadır. Bunun yanı sıra öz babası (%4) kategorisinin de belirli bir paya sahip olduğu görülmektedir. Fail yakınlık bilgisinin vakaların önemli bir bölümünde bilinmiyor olması, dağılımın değerlendirilmesinde dikkate alınması gereken bir unsur olarak öne çıkmaktadır. Bununla birlikte, faili belirlenebilen vakalarda tanımadığı kişiler ile çocuğun arkadaşlık ve tanışıklık ilişkileri içerisinde yer alan kişilerin öne çıkması, şiddet vakalarının mağdurun farklı sosyal ilişki ve çevreleri içerisinde gerçekleşebildiğini göstermektedir.

Şiddet türü ile failin mağdura yakınlık derecesi birlikte değerlendirildiğinde, şiddet türlerine göre fail profillerinin farklılaştığı görülmektedir. Şüpheli ölüm vakalarının tamamında fail yakınlık bilgisinin bilinmiyor kategorisinde (%100) yer alması dikkat çekerken, darp/yaralama vakalarında arkadaşı (okul-iş) (%25,8) kategorisinin öne çıktığı görülmektedir. Cinsel istismar vakalarında ise bilinmiyor kategorisi (%34,6) en yüksek paya sahipken, faili belirlenebilen vakalarda tanımadığı biri/birileri (%23,1) kategorisinin öne çıktığı anlaşılmaktadır. Bu dağılım, özellikle darp/yaralama vakalarında mağdurun okul ve iş çevresiyle ilişkili fail kategorisinin belirginleştiğini göstermektedir.

Bunun yanı sıra, mağdurun ve şiddet eylemini gerçekleştiren çocuğun her ikisinin de çocuk olduğu vakalar ayrı bir başlık altında değerlendirilmiştir. Bu vakalar, araştırma kapsamında mağdur sayısı esas alınarak oluşturulan veri seti üzerinden analiz edilmiş; aynı olay içerisinde birden fazla çocuk mağdur bulunması halinde her mağdur ayrı bir vaka olarak ele alınmıştır. Elde edilen bulgular, vakaların ağırlıklı olarak 12-17 yaş aralığında yer aldığını, büyük ölçüde darp/yaralama türünde gerçekleştiğini ve arkadaşı (okul-iş) kategorisinin belirgin biçimde öne çıktığını göstermektedir. Şehir dağılımında ise Manisa’nın öne çıktığı, bunu İstanbul ve Adana’nın izlediği görülmektedir.

Şehir bazlı dağılım incelendiğinde, vakaların en fazla İstanbul’da kaydedildiği, bunu Manisa, Şanlıurfa, Mardin, Gaziantep ve Kocaeli illerinin izlediği görülmektedir. Bununla birlikte, vakaların çok sayıda ile yayılmış olması, çocuklara yönelik şiddetin farklı şehirlerde ve bölgelerde görünürlük kazandığını göstermektedir.

Bu çalışma, çocuklara yönelik şiddetin güncel görünümünü; şiddet türleri, mağdurların yaş ve cinsiyet özellikleri, failin mağdurla yakınlık derecesi, şehir bazlı dağılımlar ve mağdurun ve şiddet eylemini gerçekleştirenin çocuk olduğu vakalar üzerinden çok boyutlu olarak ortaya koymayı amaçlamaktadır. Elde edilen bulgular, özellikle şüpheli ölümlerin toplam vakalar içerisindeki belirgin ağırlığını, şiddet türlerinin yaş ve cinsiyete göre farklılaşan dağılımlarını ve çocukların aile, akran, okul-iş ve diğer sosyal çevreleri içerisinde karşı karşıya kaldıkları farklı şiddet biçimlerini görünür kılmaktadır. Bu doğrultuda çalışmanın, çocuklara yönelik şiddetin farklı görünümlerinin ve risk alanlarının belirlenmesine, çocuk koruma politikalarının geliştirilmesine ve bu alanda yürütülecek önleyici çalışmalara veri temelli katkı sunması hedeflenmektedir.

 

Raporun tümünü görüntülemek için tıklayınız…