1 NİSAN- 30 HAZİRAN 2026 TARİHLERİ ARASINDA BASINA YANSIYAN ÇOCUKLARA YÖNELİK ŞİDDET VAKALARININ İNCELEMESİ TEMMUZ 2026

0
12
  1. GİRİŞ

Çocuklara yönelik şiddet, yalnızca bireysel vakalarla sınırlı olmayan; aile, okul, sosyal çevre ve toplumsal yapı içerisinde farklı biçimlerde ortaya çıkan önemli bir toplumsal sorundur. Basına yansıyan vakalar, bu sorunun görünür kısmını oluşturmakla birlikte; şiddetin türü, mağdurların demografik özellikleri, şiddet eylemini gerçekleştiren kişilerin profili ve olayların gerçekleştiği bağlama ilişkin önemli veriler sunmaktadır. Bu yönüyle basın taramaları, çocuklara yönelik şiddetin güncel görünümünü ortaya koymak ve dönemsel eğilimleri izlemek açısından önemli bir veri kaynağı niteliği taşımaktadır.

SAMER Saha Araştırmaları Merkezi tarafından yürütülen bu çalışma kapsamında; 1 Nisan – 30 Haziran 2026 tarihleri arasında çocuklara yönelik şiddet vakaları basın taraması yöntemiyle derlenmiştir. Çalışma sürecinde Evrensel, Bianet, Jin News, Mezopotamya Ajansı, Anıt Sayaç, T24 ve çok sayıda ulusal ve yerel basın kaynağı taranmış; elde edilen veriler SPSS ortamına aktarılmış ve tablolar aracılığıyla analiz edilmiştir.

Basın taraması sonucunda elde edilen veriler değerlendirildiğinde, vakaların %49,4’ünün Nisan, %25’inin Mayıs ve %25,6’sının Haziran ayında gerçekleştiği görülmektedir. Bu dağılım, vakaların özellikle Nisan ayında yoğunlaştığını, Mayıs ve Haziran aylarında ise birbirine yakın oranlarda seyrettiğini göstermektedir.

Mağdurların cinsiyet dağılımı incelendiğinde, vakaların %43,6’sının oğlan çocukları, %33,3’ünün kız çocukları ve %23,1’inin bilinmiyor kategorisinde yer aldığı görülmektedir. Çapraz analizler dikkate alındığında, cinsel istismar vakalarının kız çocuklarında (%48,1), oğlan çocuklarına (%1,5) kıyasla belirgin biçimde daha yüksek olduğu; buna karşılık şüpheli ölüm vakalarının oğlan çocuklarında (%58,8), kız çocuklarına (%32,7) göre daha yüksek bir orana ulaştığı görülmektedir. Ayrıca darp/yaralama ve cinayet vakalarının da oğlan çocuklarında daha yüksek oranlarda gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Bu bulgular, şiddet türüne göre mağdur profilinin farklılaştığını göstermektedir.

Mağdurların yaş dağılımı incelendiğinde, vakaların %23,7’sinin 15-17 yaş grubunda yer aldığı görülmektedir. Bununla birlikte, 0-1 yaş grubunun en düşük orana sahip olmasına karşın bu yaş grubunda yenidoğan vakalarının da bulunması dikkat çekmektedir. Yaş gruplarına göre yapılan değerlendirmeler, çocuklara yönelik şiddetin her yaş döneminde farklı görünümler kazandığını ortaya koymaktadır. Bu kapsamda, şüpheli ölüm vakalarının özellikle 0-1 yaş (%75) ve 2-5 yaş (%78,9) gruplarında yoğunlaştığı, cinsel istismar vakalarının ise 12-14 yaş grubunda (%33,3) daha yüksek oranda görüldüğü anlaşılmaktadır.

Şiddet türlerine göre dağılım incelendiğinde, vakaların ağırlıklı olarak şüpheli ölüm (%37,8) ve darp/yaralama (%31,4) kategorilerinde toplandığı, bunları cinsel istismar (%17,3) ve cinayet (%10,3) vakalarının izlediği görülmektedir. Bu çalışmada cinsel istismar kategorisi oluşturulurken; basında doğrudan “cinsel istismar”, “cinsel taciz” ve “cinsel saldırı” olarak yer alan vakalar birlikte değerlendirilmiştir. Bunun yanı sıra yalnızca “istismar” ifadesiyle aktarılan vakalar da içerikleri esas alınarak değerlendirilmiş ve büyük ölçüde cinsel istismar kapsamında olduğu görülmesi nedeniyle aynı kategori altında ele alınmıştır. Öte yandan taciz başlığı altında yalnızca sözlü ve fiziki taciz vakalarına yer verilmiş, cinsel içerikli olanlar ise cinsel istismar kategorisine dâhil edilmiştir. Ayrıca, basın kaynaklarında şüpheli ölüm olarak aktarılan vakalar içerisinde yer alan ihmal sonucu ölümler ile intihara sürüklenme vakaları da aynı başlık altında değerlendirilmiştir.

Faillerin mağdura yakınlık derecesi incelendiğinde, vakaların %46,2’sinde bilinmiyor kategorisinin yer aldığı görülmektedir. Belirlenebilen vakalar içerisinde ise arkadaşı (okul-iş) (%16,7) ve tanımadığı biri/birileri (%12,8) kategorileri öne çıkmaktadır. Bunun yanı sıra öz babası (%5,8) gibi mağdurun yakın aile çevresine işaret eden kategorilerin de belirli bir yer tuttuğu görülmektedir. Bu bulgular, çocuklara yönelik şiddetin yalnızca aile ortamında değil; çocukların gündelik yaşamlarında yer alan sosyal çevre içerisinde de ortaya çıkabildiğini göstermektedir. Özellikle arkadaşı (okul-iş) kategorisinin öne çıkması, vakaların bir bölümünün akran ilişkileri ve ortak sosyal yaşam alanları içerisinde gerçekleştiğine işaret etmektedir.

Şiddet türü ile failin mağdura yakınlık derecesi birlikte değerlendirildiğinde, şiddet türlerine göre fail profillerinin farklılaştığı görülmektedir. Şüpheli ölüm vakalarının büyük ölçüde bilinmiyor kategorisinde (%98,3) yer alması dikkat çekerken, cinayet vakalarının önemli bir bölümünün arkadaşı (okul-iş) (%56,3) kategorisinde yoğunlaştığı görülmektedir. Benzer şekilde, darp/yaralama vakalarında arkadaşı (okul-iş) ile tanımadığı biri/birileri kategorilerinin (%34,7) öne çıkması, bu şiddet türünün hem mağdurun sosyal çevresi hem de çevresi dışındaki kişiler tarafından gerçekleştirilebildiğini göstermektedir.

Bunun yanı sıra, mağdurun ve şiddet eylemini gerçekleştiren çocuğun her ikisinin de çocuk olduğu vakalar ayrı bir başlık altında değerlendirilmiştir. Bu vakalar, araştırma kapsamında mağdur sayısı esas alınarak oluşturulan veri seti üzerinden analiz edilmiş; aynı olay içerisinde birden fazla çocuk mağdur bulunması halinde her mağdur ayrı bir vaka olarak ele alınmıştır. Elde edilen bulgular, bu vakaların ağırlıklı olarak ergenlik döneminde yoğunlaştığını, büyük ölçüde cinayet ve darp/yaralama türlerinde gerçekleştiğini ve önemli bir bölümünün arkadaşlık ilişkileri ile akran grupları içerisinde ortaya çıktığını göstermektedir. Ayrıca vakaların önemli bir kısmının Kahramanmaraş‘ta kaydedildiği görülmektedir.

Şehir bazlı dağılım incelendiğinde, vakaların özellikle Kahramanmaraş ve Şanlıurfa illerinde yoğunlaştığı, bunu İstanbul ve Diyarbakır‘ın izlediği görülmektedir. Bununla birlikte, vakaların çok sayıda ile yayılmış olması, çocuklara yönelik şiddetin belirli şehirlerle sınırlı kalmayıp farklı bölgelerde de görülebildiğini ortaya koymaktadır.

Bu çalışma, çocuklara yönelik şiddet vakalarının güncel görünümünü; şiddet türleri, mağdur ve fail profilleri, yaş ve cinsiyet dağılımları, failin mağdurla yakınlık derecesi ve şehir bazlı dağılımlar üzerinden çok boyutlu olarak ortaya koymayı amaçlamaktadır. Elde edilen bulguların, çocuklara yönelik şiddetin farklı görünümlerinin ve risk alanlarının görünür kılınmasına, çocuk koruma politikalarının geliştirilmesine ve bu alanda yürütülecek önleyici çalışmalara katkı sunması hedeflenmektedir.

Raporun tümünü görüntülemek için tıklayınız…