Muhalefetin kararsız seçmenle imtihanı-YÜKSEL GENÇ

0
244

Muhalefetin kararsız seçmenle imtihanı

Yüksel Genç

Son seçimlerin üzerinden üç buçuk yıl geçti. Bu üç buçuk yılın son 2 yılında oldukça önemli bir seçmen grubu kararsız vaziyette. Üstelik bu kararsızlık hali her geçen dönem artarak devam ediyor. Herhangi bir siyasi parti tercih etmekte, politik eğilimlerine yeni bir adres bulmakta güçlük çeken oldukça önemli bir seçmen grubu mevcut! Bu seçmenin çok büyük kısmının AKP’ye daha önce oy veren seçmen grubundan oluştuğu düşünüldüğünde konu daha da önemli hale geliyor.

Önceki seçimde AKP’ye oy veren ortalama %12’lik bir seçmen grubunun bugün itibarıyla kararsızlaştığını, önceki seçimde AKP’ye oy veren neredeyse her 5 seçmenden 2’sinin partisinden ayrıldığını son saha araştırmaları bize söylüyor.

Peki iktidar partisinden ayrılan ve kararsızlaşan bu seçmen grubu neden bir adres bulamıyor?

Çünkü bu seçmen grubu mevcut muhalefet partilerinin söylem ve politik hatları içinde kendilerine henüz beklentilerini karşılayan, güvenilir bir yer bulabilmiş değiller.

Peki ne istiyor bu seçmen grubu? Neden mevcut partileri yeni adresleri olarak işaretlemekte güçlük çekiyorlar? Bu soruya yanıt verebilmek için AKP’deki kararsızlaşma süreçlerinin ve tekabül ettiği grupların özelliklerine bakmak önemli olabilir.

AKP’de kararsızlaşan ilk büyük grubun AKP’ye oy vermiş Kürt seçmenler içinde geliştiğini hatırlamak gerekecek. AKP’nin Kürt sorununda çözüm siyasetini terk ederek şiddet ve gerilim üreten, sorunu reddeden politikalara dönüşü ilk önemli işaret fişeği oldu. Çünkü AKP’ye oy veren Kürt seçmeni motive eden 3 önemli neden vardı; İlki Kürt sorununa duyarlı, Kürtlerin kimlik taleplerini önemseyen iktidar olduğunda sorunu çözme gücü gösterecek bir siyaset olarak tariflemesiydi.  İkincisi merkezde ve iktidarda bir siyasetin seçmeni olarak kaynak paylaşımı süreçlerine dahil olabilmek, pay edinebilmek, gözetilebilmek, ekonomik beklentilerine uygun desteklenebilmek isteğiydi. Üçüncüsü ise dindar, mütedeyyin kimlikleriyle uyumlu bulmalarıydı.

İlk nedenin 2015 sonrasındaki politikalarla zayıflamasına ek olarak MHP ile kurulan ittifakın ‘yeni Türkiye’ formunu İslam -Türk sentezine uygun biçimde karakterize etmesi Kürt seçmen için önemli bir kırılma noktası oldu.

Ekonomik ve toplumsal statü beklentilerini içeren ikinci neden ise tırmanan gerilim politikalarına eşlik eden ekonomik kriz ile beraber berhava oldu. Ve aslında bu seçmen grubu için AKP’ye yeniden dönüş krizle birlikte nerede ise imkansızlaştı. Öte yandan, son yıllardaki uygulamaları nedeni ile çok az Kürt artık dindar kimlikleriyle uyumlu buluyor AKP’yi.

Peki, hal böyle iken bu seçmen grubunu kendinde konsolide edebilecek, iktidar partisinden çözülme nedenlerine uygun bir muhalefet siyaseti hasıl oldu mu? Saha araştırmaları bu konuda muhalefet partilerinin henüz başarılı olamadığını söylüyor bize.

Aynı şey batıda AKP’den kopan dindar kesim içinde geçerli. Onların en önemli kaygısı ise AKP döneminde elde ettikleri inançsal özgürlük alanları kadar maddi kazanım alanlarının ne denli korunacağı meselesiydi. Bu kesimi de Kürt seçmen grubunu da en fazla tedirgin eden şey mevcut muhalefet partilerinin AKP öncesi kodlarını ne kadar aştıklarına dair kuşku.

Aslına bakarsanız AKP’den bağımsızlaşan seçmen grubunun önemli kısmı hassasiyet ve beklentilerine uygun olabileceği hesabıyla uzun süre DEVA partisinin yolunu gözledi. Ancak DEVA partisi şimdiye kadar sergilediği ağır kanlı politik duruşu ile tabanı olabilecek bu seçmen grubunu içine çekemedi, sinerji yayamadı. Seçmen için DEVA bir belirsizlik içeriyor.

Orada umduğunu bulamayan ilgili seçmen grubu yaptığımız araştırmaya göre; Ağustos -Eylül ayında, Kılıçdaroğlu’nun geliştirdiği çözüm söylemleri ve kutuplaşmayı reddeden dilini desteklemek gayesiyle CHP’ye doğru bir yönelim de sergiledi. Hareketli olan, henüz CHP ile güven ilişkisi kuramayan bu grup, sonraki süreçteki yalpalanma, Millet ittifakı ortağının Milliyetçi klasik reflekslerle hareket etmesi, CHP içinde Kemalist laikçi damarın yer yer geçmiş söylemleri ile arzı endam edişleri, ekonomik krizden çıkışa dair somut, inandırıcı bir söylem geliştirilememiş olması ve hatta iktidarın çizdiği ekonomik gündemi aşamamış olmaları gibi nedenlerle Aralık ayı çalışmamızda bu grubun yeniden kararsızlar hanesine geçtiğini görüyoruz.

Özellikle asgari ücretin açıklanması ve ardından gelişen döviz spekülasyonu döneminde muhalefetin, iktidarın ekonomik gündem hakimiyetine çarpması veya o gündemin sınırlarına hapsolmuş görüntüsü çizmesi hareketli seçmeni yeniden uzaklaştırırken, edindikleri psikolojik üstünlüğü de zayıflatmış görünüyor.

Aralık ayında yaptığımız saha araştırması esnasında edindiğimiz en temel gözlemlerden bir diğeri, seçmenin muhalefetin Kürt sorunu, ekonomik kriz ve işsizlik gibi temel sorunlara dönük muhalefetin bir stratejisi, bir çözüm projesi olmadığına dair kanaatin giderek yükselmesiydi. Bu durum muhalefetin kendisini iktidara taşıyacak seçmene erişiminde ciddi bir problem olarak duruyor.

Sahadan gözlemleyebildiğimiz kadarıyla; Kutuplaştırma siyasetinin, gerilim ve şiddet politikalarının, ekonomik kriz ve işsizliğin getirdiği karamsarlıktan çıkmak için seçmen çabalıyor, arayışını netleştirmeye çalışıyor. Bunun için muhalefeti gözlüyor ve en ufak bir olumlulukta destek yönelimi gösteriyor.

Bunun en tipik göstergelerinden biri; CHP’ye dikkate değer oy kayışlarını, CHP’nin geçmiş formun dışına çıkabileceğini ima eden çözüm ve demokrasi söylemlerini yoğunlaştırdığı zamanlarda ölçmüş olmamız.  Yine AKP’nin Kürt sorunu ve HDP odaklı karşıtlaştıran, geren söylemlere yüklendiği zamanlarda HDP ve diğer siyasetlere kararsızlardan geçişin nispeten daha fazla olmaya başladığını gösteren ölçümler bulunuyor.

Sorun şu ki; muhalefet seçmenin talep ve beklentilerini yeterince ölçemiyor ya da o beklentiye uygun dönüşmekte sorun yaşıyor. Erdoğan ve AKP karşıtlığı üzerinden bir seçim stratejisi ikna edici bir strateji gibi görünmüyor. Zira sahada uzun süre seçmen Muhalefetin AKP iktidarından farkını sorguladı. Sahada uzun süre önemli bir seçmen kategorisinin muhalefet için; AKP’den farkları ne olacak? Sorunları çözme yöntemleri ne olacak, mevcut Türkiye’den farklı nasıl bir Türkiye vaat ediyorlar? Sorularını sorduğuna tanıklık ettik. Hatırı sayılır bir seçmen grubu için ise bu “Fark” sorgusu salt 20 yıllık AKP iktidarını değil, öncesi dönemleri de kapsıyordu. Özellikle Kürt seçmen ve mütedeyyin seçmen içinde bu sorgunun daha yoğun olduğunu söylemek mümkün.

Bu “Fark” sorgusuna yeterince ve açık yanıtlar bulamayan seçmenin ise son 2 aydır “AKP’den daha kötü olamazlar” yargısı ile muhalefeti izlediğine tanıklık ediyoruz. Seçmenin muhalefeti alabildiğine tolere etme çabasına işaret eden bu yaklaşım farkı elbette muhalefet için bir başarı olamaz!  İktidarın son ekonomik atakları karşısında ise muhalefetin reflekslerini güçlü bulmayan, hatta muhalefetin bu krizden çıkışa dönük bir politikası, projesi olmadığına inananların sayısının da arttığını görüyoruz. Bu durumunda etkisi ile 3 ay önce CHP, İyi Parti ve HDP ye dönük önemli hareketliliğin ciddi oranlarda yeniden kararsızlar hanesine döndüğünü, hatta bir puan kadar bir kesimin yeniden AKP’ye döndüğünü ölçüyoruz.

Peki karasızlığı süren bu büyük gruplar, adressiz seçmen bugün sandık kurulduğunda ne yapar? Onu bilmek güç, çünkü sahadaki hareketliliğin yönü belirsiz. AKP’nin kesinlikle kaybedeceğine inanan büyük bir algı oluşursa her şeye rağmen muhalefete son anda yönelebilirler elbette. Ancak görebildiğimiz kadarıyla önemsenmesi gereken iki ihtimal daha var; Bu seçmen grubunun önemli kısmı ya sandığa gitmeyecek yada önceki seçimlerde sergilediği geleneksel davranışlara zorunlu olarak geri dönecek!

Tüm bunlar sath-ı seçim mailinde her şeyin sanıldığı kadar kolay gelişmeyeceğini, Türkiye seçim tarihindeki en zorlu seçimlerden biri olacağını bize söylüyor.

Muhalefetin kararsız seçmenle imtihanı